29 Mayıs 2017 Pazartesi

B - SEBZE ve MEYVELERDEKİ ŞİFA

BADEM: Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

BAKLA: İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. 

BAMYA: Halsizliğe karşı bire bir. 100 gram bamya günlük magnezyum (hücrelerin enerji depolamasına yarayan madde) ihtiyacımızın üçte birini ve yüzde 10’dan daha fazla miktarda ise günlük demir (akyuvarların vücut içinde oksijen taşımasını sağlıyor) ihtiyacımızı karşılıyor.

BEZELYE: Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.

BROKOLİ: Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan ‘indole’ adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

BUĞDAY: Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.

Ceviz ve Kabuğundaki Gizli Mucizeler

Daha sağlıklı saçlar, güçlü bir hafıza, strese karşı, öksürük, balgam sorununa ve cevizin daha sayamadığımız onlarca faydasını şüphesiz ki duymuşsunuzdur. Peki yedikten sonra kabuğunu ve içinde yaprağa benzeyen parçaları ne yapıyorsunuz? 

Ceviz kabuğu da, bu kabuğun kaynatılması sonucu elde edilen suyun da, içindeki yaprağa benzer 2 parçanın tam bir şifa deposu olduğunu duydunuz mu? 

Evet, ceviz ve içinde – dışında yer alan tüm parçaların da gizli mucizeler bulunuyor, hepsi birer şifa deposudur.

Bir çok kullanım şekli olan ceviz kabuğu suyunun kullanım şekilleri ve faydalarını bu yazımızda sizlerle paylaşıyoruz.. Ceviz herkesin bildiği gibi bir çok faydası olan bir kuru yemiştir. Alzheimer dan kalp ve damar hastalıklarına kadar bir çok hastalığa karşı şifa olan cevizin kabuğu da bir o kadar faydalı.. Uzmanlar beyin gelişimi ve ileride olaşacak Alzheimer tehlikesine karşı mutlaka günde 4-5 adet ceviz tüketimini öneriyor. Öncelikle cevizin başlıca faydalarını hatırlayalım, daha sonra içindeki ve dışındaki bilinmeyen gizli mucizeleri öğreneceğiz;

Cevizin Özellikleri Faydaları

İçerisinde bol miktarda protein, lif, omega 3 ve 6 yağ asitleri bulundurur.
Kalsiyum, çinko, magnezyum, fosfor, bakır, selenyum, demir ve manganez minerallerini barındıran nadide yemişlerdendir.
A, B1, B2, B6 ve C vitaminlerini bünyesinde bulundurur.
Kalp ve damar sağlığını korur.
Güçlü bir antioksidandır.
Yüksek kolesterolü düşürür.
Tam bir antidepresandır. Stresle mücadelede önemli bir rolü vardır.
Saç ve cilt bakımında tercih edilir. Saçı güçlendirir, geç beyazlamasını sağlar, kırışıklık gidericidir. (Saç ve cilt için genellikle ceviz yağı tercih edilir, bunun için bknz. Ceviz Yağı ile ilgili makalemize)

CEVİZ SUYU MUCİZESİ
CEVİZ SUYU KÜRÜ; Geceden 1 bardak suyun içerisine 1 adet ceviz içini koyun ve bu şekilde sabaha kadar bekletin. Sabah kahvaltıdan önce aç karnına bu suyu içip cevizi de yiyin. Bu uygulama hızlı zayıflamanızı sağlar, kabızlık problemini giderir ve iştahınızı kapatır.

Diş Tartarlarına Karşı Ceviz Suyu Kullanımı: Tartar oluşumunu ceviz suyu ile engelleyebilirsiniz. 5 adet cevizin kabuğunu 1 bardak suda yaklaşık 15-20 dakika kaynatın. Elde edilen bu su ile dişlerinizi günde 3 sefer fırçalayın. Dilerseniz kalan su ile gargara da yapabilirsiniz. Bu şekilde dişlerinizde varsa tartarların geçmesini sağlayabilir, yoksa da tartar oluşumunu engelleyebilirsiniz.

Cevizin içinde gizli 2 adet yaprak parçası: Cevizi kırdığımızda ayrılan ağaç yaprağına benzer aşağıda resimde de gördüğünüz parçaları lütfen atmayın. Bu parçalar gizli mucizelerle dolu. Seneler önce çok değerli bir ağabeyimiz bu yaprakları tavsiye etmişti. Bu yapraklar görünüş itibariyle tıpkı akciğere benziyor.

Peki bu yapraklar nasıl kullanılır? 
1 tutamını 1 fincan kadar suda 2-3 dakika kaynatılarak içilir. Öksürük ve balgam problemine karşı süper bir faydası var. İhtiyacı olan tüm dostları bilgilendirelim. Çünkü cevizdeki bu gizli mucize çok az kişi tarafından biliniyor.

Bu kadar çok faydası bulunan, içerisinde bol miktarda mineral ve vitaminler bulunan cevizin kabuğu da boşuna yaratılmamıştır… Kabuğu ne işe yarar, faydaları ve kullanım alanları;

Ceviz Kabuğunun Faydaları Nelerdir, Ne işe Yarar?
E vitamini barındırmasından dolayı saç, tırnak ve cilt bakımında tam bir mucizedir. Bir çok kozmetik malzemesinde kullanılır.
Soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı oldukça şifalıdır.
Bağırsak solucanları ve kurtları tedavisinde kullanılır.
Ceviz kabuğu şeker hastaları için faydalıdır.
D vitamini eksikliği için ceviz kabuğu tavsiye edilmektedir.
Sivilce problemleri ve cilt lekelerine karşı faydalıdır.
Ceviz kabuğu saç beyazlaması sorunu yaşayanlar için beyazlamaları giderici özelliğe sahiptir.
Saç dökülmelerini önler. Saçı güçlendirir.

Ceviz Kabuğu Suyu Nasıl Kullanılır, Nasıl Yapılır?
Öksürük ve Soğuk Algınlığına Karşı Ceviz Kabuğu Suyu: Kabuğunu kaynamakta olan suyun içerisine atın ve 15-20 dakika kaynatmaya devam edin. Elde ettiğini bu suyu içtiğinizde öksürük ve soğuk algınlığı çin tam bir şifa kaynağıdır.

Şeker hastalığı ve D vitamini eksikliği için; Yaklaşık 15 adet cevizin kabuğunu kaynamakta olan suyun içerisine atın ve bir müddet daha kaynatın ve için.

SAÇ İÇİN: Kuru veya yaş fark etmez cevizin kabuklarını kaynayan suyu içerisine atın ve yaklaşık 10 dakika daha kaynatın. Elde edilen bu su saç dökülmelerini önleyecek, saçları canlandıracak ve kepek problemi olanların kepeğini giderecektir. Kabuklarını kaynatarak elde ettiğiniz su ile saçlarını her gün yıkarsanız saçlarınızda ki beyazlamayı önleyecektir. Ayrıca saç dökülmesini de engeller. Daha sağlıklı ve güçlü bir saça sahip olmanızı sağlar.

YEŞİL CEVİZ KABUĞU: Yeşil kabukları kaynatarak elde edeceğiniz su ise saçlarınıza koyu kahve bir renk verecek ve daha parlak görünmesini sağlayacaktır.

28 Mayıs 2017 Pazar

BALIK YAĞI HAPI FAYDALARI NELERDİR?

Balık yağı haplarının cildi güzelleştirmekten, vücuttaki enflamasyonu azaltmaya, kemik yoğunluğunu güçlendirmekten, beyin gücünü arttırmaya kadar uzanan pek çok faydası bulunmaktadır.
Balık yağı haplarının cildi güzelleştirmekten, vücuttaki enflamasyonu azaltmaya, kemik yoğunluğunu güçlendirmekten, beyin gücünü arttırmaya kadar uzanan pek çok faydası bulunmaktadır. Kendisi küçük ama etkisi büyük olan balık yağı haplarının faydalarına gelin yakından bakalım.

Balık Yağı Hapının Faydaları

1. Kalbi Hava Kirliliğinin Olumsuz Etkilerinden Korur
Balık yağının hava kirliliğinin kalp üzerindeki olumsuz etkilerini azalttığını kim tahmin edebilirdi ki? 2012 yılında Amerika’da yapılan bir araştırmada, 29 orta yaşlı yetişkinin 4 hafta boyunca her gün 3 gr. balık yağı kullanması istendi ve günde 2 saat boyunca kirli havaya maruz bırakıldılar. Araştırma sonunda balık yağı kullanan grubun plasebo alan gruba göre, daha az negatif etkiye maruz kaldığını tespit edildi. Omega-3 yağ asitleri, kirli havanın kalp ve yağ dokusu üzerindeki olumsuz etkilerine karşı koruma sağlamaktadır. Eğer kalabalık bir şehirde yaşıyorsanız balık yağı hapının günlük hayatınızın bir parçası olmaması için bir neden görünmemektedir.
2. Kireçlenme Olarak Bilinen Osteoartrite Karşı Koruma Sağlar
Bristol Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre omega-3 balık yağı kireçlenme belirtilerini azaltmaktadır. Genetik olarak kireçlenme problemi yaşayan kobay fareleri Omega-3’ten zengin bir diyet ile beslendiklerinde, standart diyet ile beslenen farelere göre kireçlenmenin %50 azaldığı görülmüştür. Eğer eklem ağrısı şikayetiniz varsa, balık yağı hapı kullanarak iyileşme hızınızı arttırabilirsiniz.
3. Yaşlanma Belirtilerini Azaltır
Yapılan araştırmalar telomer kısalmasının kök hücre fonksiyonlarını kısıtlayabildiğini ve hücresel yenilenmeyi yavaşlatarak erken yaşlanmaya yol açtığını göstermektedir. 2010 yılında California Üniversitesi’nde 600 hasta arasında yapılan bir araştırmada balık yağı ve telomer kısalması arasında bir bağ bulunmuştur. Omega-3 yağ asidi oranı yüksek olan koroner kalp hastalarının, daha uzun telomerlere sahip olduğu görülmüştür. Haftada 2 kere somon balığı gibi omega-3 yönünden zengin bir balık yerseniz, kandaki omega-3 seviyenizi arttırabilirsiniz.
4. Yağ Yakımına Yardımcı Olur
Güney Avustralya Üniversitesi’nde Peter Howe ve arkadaşlarının diyet ve egzersizlerin vücut üzerindeki etkilerini araştırdığı bir araştırmada, egzersiz ile birlikte balık yağı destekleri kullanmanın daha fazla yağ yakımına sebep olduğu görülmüştür. Araştırmada metabolik sendromu olan ve kalp hastalıklarına yakalanma riski yüksek olan aşırı kilolu kişiler, 12 hafta boyunca her gün omega-3 balık yağı aldılar ve haftanın 3 günü orta seviyeli egzersiz yaptılar. Araştırmanın sonunda bu grubun bel çevresindeki yağdaki azalma, sadece balık yağı alan ya da sadece egzersiz yapan gruptan daha fazlaydı. Balık yağında bulunan DHA (docosahexaenoic asit)’nın insülin sentezleme ve EPA (eicosapentaenoic asit)’nın antienflamatuvar yeteneği ve her ikisinin de yağ yakımına yardımcı olma özellikleri sayesinde, balık yağı kilo vermeye yardımcı bir besin desteği olarak karşımıza çıkmaktadır
5. Hafızayı ve Zekayı Güçlendirir
Araştırmacılar balık yağı ve bilişsel zeka arasında pozitif bir ilişki bulmuşlardır. Balık yağı kullanan kişilerin kullanmayanlara göre beyinlerinin serebral korteks ve hipokampus bölümleri daha gelişmiş olduğu için, hafıza ve düşünme yönünden daha başarılı oldukları görülmüştür. Omega-3 yönünden eksik bir beslenme beyninizin daha hızlı yaşlanmasına ve düşünme yetilerinizi gerileterek hafızanın bazı bölümlerini kaybetmenize yol açabilir. Kısaca balık yağı kullanmayan kişilerin beyinleri, kullananlara göre daha hızlı küçülmektedir. Beyin sağlığını korumak için balık yağı desteği şarttır.
6. Yağsız Kas Kütlesini Korumaya Yardımcı Olur
Kemoterapi gören kanser hastalarının kas kaybını engellemeye yardımcı olan balık yağı, siz uykudayken bile metabolik olarak aktif olan kaslarınızı koruyacak ve daha fazla kalori yakmanıza neden olacaktır. Günde 2.2 gr. EPA alan ve almayan hastalar arasında yapılan karşılaştırmalı araştırmada, balık yağı almayan grubun ortalama 2.3 kg. kaybettiği, balık yağı alan grubun %69’unun da kaslarını koruduğu ya da yeni kas artışına sahip oldukları görülmüştür.
7. Kemikleri Güçlendirir
Kemik yoğunluğunu korumak söz konusu olduğunda akıla sadece kalsiyum, D vitamini ve magnezyum gelmemelidir. DHA omega-3 yağ asitleri kemik sağlığı için oldukça önemlidir. Farelerin kemik uzunları üzerinde yapılan bir araştırmada DPA omega-6 yağ asitleri ve DHA omega-3 yağ asitleri karşılaştırılmıştır ve sonunda omega-6 alan farelerin kemiklerindeki mineral miktarının omega-3 alanlara göre daha az olduğu görülmüştür. Omega-3 destekleri kemik yoğunluğunu korumakta oldukça başarılıdır ve osteoporoza (kemik erimesi) karşı en büyük destekçilerinizden biridir.
8. Vücut Yağlarını Eritmeye Yardımcı Olur
Balık yağı omega-3 yağ asitlerinden meydana geldiği için vücuda esansiyel yağ desteği sağlar. Esansiyel yağları vücut tek başına üretemez, gıdalar yoluyla alınması gerekmektedir. Balık yağı vücutta yağa dönüşmez (yağ olarak depolanmaz); aksine hücreleri koruyucu bir yağ tabakası olarak kullanır. Tüm yağlar hücre koruyucu bir tabakaya dönüşebilir ancak hücrelerin en iyi şekilde fonksiyon gösterebilmesi için balık yağı gereklidir çünkü insülin aktivitesini arttırır. Yağ kaybı için daha iyi bir insülin duyarlılığı gereklidir. Eğer insülin hassasiyetiniz azsa, yağ kaybetmeniz çok zordur. 6 hafta boyunca günde 4 gr. aspur (yalancı safran) yağı ve balık yağı alan iki grup kıyaslandığında, balık yağı alan grubun kas kütlesinin arttığı ve daha fazla yağ kaybettiği görülmüştür. Her iki grup da herhangi bir egzersiz yapmamıştır. Balık yağı alan grubun aynı zamanda stres hormonu kortizol seviyesinde de düşüş görülmüştür. Kortizol, kas yıkımına sebep olan ve yağ almayı kolaylaştıran katabolik bir hormondur.
9. Anabolik Olması Sebebiyle Protein Sentezlenmesine Destek Olur
Balık yağı katabolik olan kortizol seviyesini düşürdüğü için, doğal olarak anabolik bir besin desteğiymiş gibi gelebilir. Bu fikri destekleyen araştırmalar da bulunmaktadır. 8 hafta boyunca balık yağı ile beslenen yaşlı farelerde protein sentezinde ve kas kesiti boyutunda artış görülmüştür. Balık yağı insanlar için de anabolik bir etki göstermektedir. Günde 4 gr. balık yağı kullanan orta yaşlı yetişkinlerde protein sentezinde artış, kas kütlesinde %2 artış, mTOR sinyalinde %30 artış, insülin duyarlılığında gelişme tespit edilmiştir ama vücut ölçülerinde bir değişiklik görülmemiştir. Balık yağı lösin, BCAA ve whey protein tozu ile birlikte alındığında protein sentezinde daha da artış sağlayacaktır. Daha fazla protein sentezlenmesi, daha az kas kaybı ve daha çok kas yapımı anlamına gelir. Ne var ki NCAA (National Collegiate Athletics Association) okulların burslu atletlere haksız rekabet sayılacağı için omega-3 dağıtmasını yasaklamıştır.
10. Antienflamatuvar Özellikleri ile Vücuttaki Enflamasyonu Azaltır
Enflamasyon (yangı veya iltihaplanma) vücuttaki canlı dokuların her türlü canlı ve cansız yabancı etkene veya içsel/dışsal doku hasarına verdiği hücresel, sıvısal ve damarsal bir tepkidir. Doğal bir tepki olmasına karşın sağlık açısından vücuda oldukça zararlıdır. Enflasmasyon hastalıklara, geç iyileşme ve obeziteye neden olabilmektedir. Enflamasyon yağ kaybını ve kas geliştirmeyi engeller. Eğer daha zayıf ve daha kaslı olmak istiyorsanız mutlaka vücudunuzdaki enflamasyondan kurtulmanız gereklidir. Vücuttaki yağ dokusu bile tek başına enflamasyon üretmektedir.
Bu noktada antienflamatuvar özellikleri olan balık yağı devreye girmektedir. Balık yağı kortizol seviyesini düşürmektedir. Kortizol seviyesi arttıkça vücuttaki yangı da artmaktadır. Dolayısıyla balık yağı, vücuttaki yangı seviyesini de düşürmektedir; böylece katabolik özellikleri olan kortizol seviyesi düştükçe kas kaybına engel olunur.
Balık yağı hem kronik enflamasyonu hem de akut enflamasyonu azaltmaktadır. Haftanın 7 günü günde 3 gr. balık yağı alan atletlerin enflamasyon seviyesinin, almayanlar göre daha az olduğu görülmüştür. Aynı zamanda egzersizden sonra kaslarda daha az şişkinlik ve ağrı yaşanmıştır. Balık yağı, kas dokusunun anabolik etkilerini arttırmakta ve egzersiz sırasında enerji metabolizmasını harekete geçirmektedir.
Kısaca balık yağı; vücuttaki artık maddelerin daha hızlı dışarı atılmasına (detoks etkisi) yardımcı olmaktadır ve hücresel düzeyde iyileşme ve daha hızlı kas artışı sağlayarak, daha ince ve daha iyi hissetmenize olanak tanımaktadır.
11. İnsülin Duyarlılığını ve Metabolizmayı İyileştirir
8. maddede bahsettiğimiz hücrelerin yağ dokusu ile kaplanarak korunması, hücre reseptörlerinin insülin ile daha kolay bağ kurabilmesini sağlar. Hücre bir kere insülin ile bağ kurduğu zaman, gıdalardan alınan karbonhidratlardaki glikozu kaslara ulaştırarak daha sonra enerji olarak kullanılmasını kolaylaştırır. Eğer insülin kolayca bu bağı kuramazsa, kortizol seviyesini arttırır ve bu da enflamasyona yol açarak kilo almanıza yol açar.
İnsülin aynı zamanda kas yapımında da rol oynar. Bu yüzden anabolik bir hormondur. Balık yağı kullanarak ve karbonhidrat alımınızı kısıtlayarak, kas yapma sürecinize destek olabilir ve fiziksel performans ve yağ kaybı için gerekli olan kreatin ve karnitin gibi besinlerin kaslarınıza daha iyi nüfuz etmesine yardımcı olabilirsiniz.
Tip 2 diyabeti olan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada, günde 1.5 ve 2.5 gr. balık yağı alan kadınların 30 gün sonra vücut yağlarında ve bel çevrelerinde azalma görülmüştür. Şaşırtıcıdır ki, günde 1.5 gr. balık yağı alanlarda bu azalma daha fazla olmuştur ve insülin seviyelerinde iyileşme görülmüştür.
12. Egzersiz Performansını Arttırmaya Yardımcı Olur
Kas yapmanın formülü ‘Kas sentezi – Kas bozulması = Yağsız kas kütlesi’dir. EPA ve DHA da kas sentezlemeyi hızlandırdığı ve kas bozulmasını da engellediği için, kas geliştirme yolculuğunuzda size büyük destek sağlayacaktır. Aynı zamanda insülin fonksiyonlarını düzenledikleri, glikoz ve yağ asitlerinin hücrelere girişini arttırdıkları için de, genel fiziksel görünümünüzü iyileştirerek, egzersizler sırasında kaslara daha fazla enerji ulaşmasını sağlarlar. DHA ve EPA’nın kan akışını düzelterek genel kalp sağlığını iyileştirerek egzersiz performansınızı arttırmaya yardımcı olur. Yoğun egzersizler ve ağırlık çalışmaları enflamasyonu ve oksidasyonu arttırdığı için, balık yağının antienflamatuvar özelliği sayesinde iyileşme dönemi hızlanabilir.

D Vitamini Nelerde Bulunur?


D vitamininin en kritik görevi, gıdalar yoluyla alınan kalsiyumun vücut tarafından emilmesini sağlamaktır. Fosfat ve kalsiyum kemik sağlığının korunması için hayati önem taşıyan minerallerdir.

Çocukluktan itibaren kemik gelişimi için bu iki mineral kullanılır ve bu minerallerin eksikliğinde kemikler zayıflar ya da tam anlamıyla gelişmez. D vitamini eksikliği de aynı sonuçlara yol açar.

Balık, süt, yumurta D vitamini içerir ancak D vitamini için en iyi kaynak güneştir. Günde 10 dakika güneş ışığı almak D vitamini eksikliği riskini önemli oranda azaltır.

Yeterli oranda alınan D vitamini kemik sağlığının korunmasının yanı sıra hipertansiyon, osteoporoz, kanser ve bazı bağışıklık sistemi hastalıklarına yakalanma riskini azaltmak adına önemlidir.

D Vitamini İhtiyacı
Yukarıda da belirttiğim gibi her gün 10-15 dakika güneşe çıkmak vücudunuzun ihtiyaç duyduğu D vitaminini önemli oranda karşılar.

Tabii D vitamini alabilmek için, 10 dakika kadar, yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanmadan güneşte durmalısınız. Bu süre içinde yüz, kollar, bacaklar veya sırtınızı güneşe tuttuktan sonra, güneşin zararlı ışınlarından korunmak için koruma faktörlü güneş kreminizi sürmeyi ihmal etmeyin.

ABD Sağlık Bakanlığı verilerine göre çeşitli durumlarda ihtiyaç duyulan günlük D vitamini ihtiyacı şu şekilde belirlenmiş;

0-7 Ay: 10 mikrogram
7-12 Ay: 5 mikrogram
1-3 Yaş: 15 mikrogram
4-8 Yaş: 15 mikrogram
9-70 Yaş: 15 mikrogram
70 Yaş Üstü: 20 mikrogram

Hamilelik ve emzirme dönemindeki kadınlar günlük 10-15 mikrogram (0.01-0.015 mg) D vitamini almalıdır. D vitamini özellikle hamileliğin başlangıcında cenin oluşumu için gereklidir.

Genel olarak 50 yaş üstü yetişkinlerin D vitamini ihtiyacı değişiklik göstermektedir. Bu nedenle sizin yaş grubunuz için ihtiyaç duyulan günlük D vitamini hakkında doktorunuzdan bilgi alabilirsiniz.

Çeşitli ülkelerin sağlık bakanlıklarının D vitamini için önerdiği oranlar değişiyor. Bizim Sağlık Bakanlığının bu konuda yayınladığı bir öneri bulunmadığı için rakamları ABD Sağlık Bakanlığı verilerinden derlemek zorunda kaldım. Günlük D vitamini ihtiyacı hakkında en doğru ve güncel bilgileri doktorunuzdan alabilirsiniz.

D Vitamini Bulunan Besinler
Aşağıdaki listede D vitamini bulunan bazı gıdalar yer alıyor ancak bu liste D vitamini içeren besinlerin tam listesi değil. Ayrıca listede bulunan bazı besinlerin, yüksek kolesterol, yüksek yağ ve kalori oranları nedeniyle herkes tarafından tüketilmesi uygun olmayabilir.

D vitamini bakımından zengin ve sizin sağlık koşullarınıza uygun bir beslenme programı için doktorunuza danışabilirsiniz.

Balık yağı
Somon balığı
Uskumru
Pisi balığı
Ringa balığı
Ton balığı
Sardalye
Karides
Soya sütü
İnek sütü
Mantar
Yumurta
Süt ürünleri (peynir, tereyağı, krema)
İstiridye
Kahvaltılık gevrekler

D Vitamini Eksikliği
Güneşin az görüldüğü bölgelerde yaşayanlarda D vitamini eksikliği daha sık görülmektedir. Bunun dışında koyu tene sahip olanlar, böbrek rahatsızlığı bulunanlar, vitamin ve minerallerin vücut tarafından emilmesini engelleyen sindirim sistemi sorunu bulunanlar ve aşırı kilolular D vitamini eksikliği risk grupları arasındadır.

D vitamini eksikliğinde;
Çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları artar
Kaslar güçsüzleşebilir
Sedef hastalığı riski artar
Böbrek hastalıkları riski artar
Diyabet riski artar
Astım riski artar
Kalp hastalıkları riski artar
Depresyon riski artar
Kanser riski artar

Fazla D Vitamininin Bir Zararı Var mı?
Sadece gıdalar yoluyla ya da güneş ışınlarıyla alınan D vitamininden olumsuz etkilenmek oldukça zayıf bir ihtimal. Ancak D vitamini takviyesi kullanıyorsanız ihtiyacın fazlasını alma riskiniz yükselebilir.

Günlük olarak alınan D vitamini için üst sınır 25 mikrogram (0.025 mg) olarak belirlenmiş. Düzenli olarak bu miktardan fazla D vitamini almak; kalp ve ciğerlerde kalsiyum birikimine, zihin karışıklığına, böbreklerde hasara veya böbrek taşına yol açabiliyor.

Fazla D vitamininin daha hafif belirtileri ise mide bulantısı, kusma, kabızlık, iştah kaybı, güçsüzlük ve kilo kaybı.

D vitamini takviyesi kullanmaya başlamadan önce mutlaka doktorunuza danışın. Böbrek taşı bulunanlar, damar sertliği sorunu olanlar, hyperparathyroidism (paratiroid bezlerini aşırı faaliyeti) gibi çeşitli hastalıkları bulunanlar için alınacak D vitamini dozajı bir uzman tarafından belirlenmelidir.

D vitamini takviyesiyle etkileşime geçen bazı ilaçlar:
Calcipotriene (Dovonex)
Digoxin (Lanoxin)
Diltiazem (Cardizem, Dilacor, Tiazac)
Verapamil (Calan, Covera, Isoptin, Verelan)
Diüretik ilaçlar
Bazı zayıflama ilaçları
Bazı steroid ilaçlar
Epilepsi ilaçları

B12 İçeren Yiyecekler

B12 vitamini, kırmızı kan hücresi üretimini destekleyerek anemiye karşı koruma sağlar, sinir hücrelerinin gelişiminde önemli bir rolü vardır ve hücrelerin protein, karbonhidrat ve yağları metabolize etmesine yardımcı olur.

Ayn zamanda,  beyin ve sinir sisteminin normal fonksiyonlarını yerine getirmesinde ve yaşlılarda Alzheimer hastalığının ilerleyişini yavaşlatmada önemli bir role sahiptir.

B12 vitamini eksikliğinde en çok görülen belirtiler, sinirlilik hali, kırmızı ve ağrıyan dil, çarpıntı, depresyon ve hafıza problemleridir.

Eğer bu vitaminin eksikliğini yaşıyorsanız ya da belirli bir sağlık koşulu nedeniyle B12 vitaminine ihtiyaç duyuyorsanız bazı gıdalardan yardım alabilirsiniz.

B12 Vitamini İçeren Besinler
Aşağıda B12 vitamini bakımından zengin bazı gıdaların listesini bulabilirsiniz ancak bu liste tam liste değildir. Listede yer alan bazı besinlerin yüksek kolesterol değeri, çok kalori içermesi ve bazı diğer nedenlerden dolayı fazla tüketilmesi önerilmemektedir.

B12 vitamini eksikliği durumda sizin sağlık koşullarınıza en uygun beslenme programını ancak bir uzmandan alabilirsiniz.

Kabuklu Deniz Canlıları: İstiridye ve midye gibi kabuklu deniz canlıları çok iyi birer B12 kaynağıdır. Bu canlılar B12 vitamini dışında demir, çinko ve bakır mineralleri bakımından da oldukça zengindir.

100 gram midye (deniztarağı ya da tarak olarak da bilinir) günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık 16 katını içermektedir. Kabuklu deniz ürünleri, yüksek kolesterol içerdiğinden dikkatli tüketilmelidir.

Ciğer: Kuzu ciğeri en çok B12 içeren gıdalar arasında ilk sıralarda gelmektedir. 100 gram pişmiş kuzu ciğeri, günlük olarak önerilen B12’nin yaklaşık 13 katı B12 vitamini içermektedir.

Kuzu ciğeri: aynı zamanda demir, fosfor, bakır, çinko, B6 vitamini ve A vitamini bakımından da zengindir. Midye ve istiridye gibi yüksek kolesterol içeren kuzu ciğeri kalp ve damar sağlığını korumak adına az miktarlarda tüketilmelidir.

Balıklar: Genenllikle omega 3 için önerilen balıklar aynı zamanda yüksek miktarda B12 içermektedir. 100 gram uskumru günlük B12 ihtiyacının 3 katını, somon 3 katını, ton yaklaşık 2 katını, lüfer ise %100’ünü karşılar.

Yengeç ve Istakoz: 100 gram yengeç günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık 2 katını, 100 gram ıstakoz ise yaklaşık yarısını karşılar.

Sığır Eti: Protein, çinko, demir bakımından zengin olan sığır eti aynı zamanda yüksek miktarda B12 içerir. Sığır etinde bulunan B12 miktarı, etin hayvanın hangi bölgesinden elde edildiğine bağlı olarak farklılıklar gösterebilir.

Ancak yaklaşık bir değer vermek gerekirse, 100 gram sığır eti günlük B12 vitamini ihtiyacının %60-%100 arasında bir oranı karşılar.

Kuzu Eti: Kuzu eti genel olarak B12 bakımından zengindir ancak en fazla B12 vitamini omuz bölgesinde bulunur. 100 gram kuzu pirzola ise günlük B12 ihtiyacının yaklaşık yarısını karşılar.

Peynir: Kalsiyum, protein, Riboflavin (B2 vitamini) içeren peynir çeşitleri, yüksek kolesterol oranları bir yana, B12 vitamini bakımından da zengindir. 100 gram beyaz peynir günlük B12 ihtiyacının %28’ini karşılar.

Yumurta: 100 gram yumurta günlük B12 vitamini ihtiyacının %33’ünü karşılar. Tabii, 100 gram yumurta yemek kolesterolü de önemli miktarda yükseltir.

1 adet yumurtanın sarısı ise günlük gereksinim %6’sını karşılamaya yeter. Bu rakamlar tavuk yumurtası için geçerli. Kaz ve ördek yumurtaları daha yüksek miktarlarda B12 vitamini içerir.

B12 İçeren Diğer Besinler
Parantez içinde belirtilen değerler, gıdanın 100 gramının günlük B12 vitamini ihtiyacının yüzde kaçını karşıladığını belirtmektedir.

Yağsız yoğurt (%10)
Tam yağlı yoğurt (%6)
Yağsız süt (%9)
Tam yağlı süt (%7)
Tavuk eti (%5)
Tofu (%39)

Önerilen Günlük B12 Tüketimi
0-6 ay: 400 nanogram
6-12 ay: 500 nanogram
1-3 yaş: 900 nanogram
4-8 yaş: 1.2 mikrogram
9-13 yaş erkekler: 1.8 mikrogram
14 yaş ve üzeri erkekler: 2.4 mikrogram
9-13 yaş kızlar: 1.8 mikrogram
14 yaş ve üzeri kızlar: 2.4 mikrogram
Hamile kadınlar: 2.6 mikrogram
Emziren kadınlar: 2.8 mikrogram

B12 Vitamini Neden Önemlidir?
Başlangıç olarak sürekli yorgunluk hali, konsantrasyon eksikliği, bellek zayıflığı, sinirlilik ve depresyonu sayabiliriz.

Tüm bu sorunlar B12 vitamini bakımından yetersiz beslenme neticesinde görülebilir. Uzun süren B12 eksikliği ise kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere bazı diğer ciddi hastalıklara zemin hazırlayabilir.

Kalp Hastalıklarına Karşı Korur: Yeterli miktarda B12, B6 ve B9 vitamini almak kandaki protein seviyesini (homosistein) düşürerek kalp ve damar hastalıklarına yakalanma, kalp krizi ve felç riskini azaltır.

Yaşlanmanın Etkilerini Yavaşlatır: B12 vitamini ce folat (B9) DNA metabolizmasının korunması için önemlidir. Bu, bazı kanser türlerine koruma sağlar ve yaşlanmanın etkilerini yavaşlatır.

Bunamaya Karşı Korur: B12 eksikliği homosistein’in yükselmesine neden olur. Bu durum, organların nörotransmitterin (sinir taşıyıcısı) kullanımı üzerinde olumsuz etki yaratır.

Bu alanda yapılan çalışmalar henüz yeterli düzeyde olmamasına karşın, uzun dönem süren B12 eksikliğinin Alzheimer ve bunama riskini arttırdığı, bilişsel kavrama yeteneğini zayıflattığı bilinmektedir.

Enerji ve Dayanıklılık Sağlar: B12 eksikliği halsizliğe, sürekli yorgunluğa yol açar. Günlük fiziksel ve zihinsel görevlerin yerine getirilmesi için yeterli miktarda B12 vitamini almak önemlidir.

Kimler B12 Eksikliği Riski Altındadır?
Gastrit Atrofik: 50 yaş üstü yetişkinlerin yaklaşık %30’unu (bazı kaynaklarda bu rakam %50’ye kadar çıkmaktadır) etkileyen “gastrit atrofik” gıdalar yoluyla alınan B12 vitamininin vücut tarafından emilmesini engellemektedir. Bu yaşlarda doktorunuza danışarak B12 vitamini takviyesi kullanabilirsiniz.

Pernisiyöz Anemisi Olan Kişiler: Yetişkinlerin yaklaşık %2’sinde görülen “pernisiyöz anemisi” sadece etkin B12 vitamini destekleri ile tedavi edilebilir.

Vejetaryenler: En iyi B12 kaynakları hayvansal gıdalar olduğu için et ve et ürünü tüketmeyenlerde B12 vitamini eksikliği daha sık görülmektedir.

Bazı İlaçlar: Gastrit ve peptik ülser tedavisinde kullanılan ilaçlar, bazı diyabet ilaçları, bazı antibiyotikler gıdalar yoluyla alınan B12’nin vücut tarafından emilimini olumsuz yönde etkileyebilir

E Vitamini İçeren Yiyecekler

Yağda çözünen E vitamini damar sertleşmesine karşı ve ayrıca kalp krizinden korunmak, göz sağlığını korumak, hafızayı güçlendirmek, bacaklarda meydana gelen damar tıkanıklığına bağlı ağrıları dindirmek, yüksek tansiyon ve şeker hastalarında bazı komplikasyonları önlemek için kullanılmaktadır.

Bu rahatsızlıklar dışında, sağlıklı kişiler için de hayati vitaminlerden biri olan E vitamini, antioksidan etkisiyle vücut hücrelerini serbest radikallerin tahrip edici etkisine karşı korur, bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu virüs ve bakterilere karşı daha dayanıklı hale getirir.

Ayrıca hücrelerle etkileşime geçerek, vücudun önemli fonksiyonlarının gerçekleşmesine yardımcı olur.

Kuruyemişler, sebzeler, tahıllar, kümes hayvanları, bazı baharatlar, meyveler E vitamini bakımından en zengin gıdalar arasında yer almaktadır.

E Vitamini İçeren Gıdalar
Aşağıdaki listede yer alan gıdalar yüksek miktarda E vitamini içeren gıdalar arasından seçilmiştir ancak E vitamini içeren besinlerin tam listesi değildir.

Listedeki bazı besinlerin sürekli tüketimi her kişi için uygun olmayabilir.

Örneği E vitamini içeren ayçekirdeği ve bademin fazla tüketimi kilo almaya neden olabilir. E vitamini desteği sağlamak açısından en uygun beslenme programı veya E vitamini takviyesi kullanımı hakkından en doğru bilgiyi doktorunuzdan alabilirsiniz.

Ayçekirdeği: Ayçekirdeği, en fazla E vitamini içeren besinler arasında ilk sıradadır. 100 gram ayçekirdeği, günlük E vitamini ihtiyacının yaklaşık olarak 2 katını (%182’sini) karşılar.

Aynı miktarda ayçekirdeği; günlük demir ihtiyacının 24’ünü, kalsiyum ihtiyacının %9’unu, C vitamini ihtiyacının %2’sini, B6 vitamini ihtiyacının %40’ını, K vitamini ihtiyacının %4’ünü, magnezyum ihtiyacının %32’sini, fosfor ihtiyacının %114’ünü karşılar. Ancak yüksek kalori değerine (100 gr ayçekirdeği 592 kalori içerir) sahip olduğu için dikkatli tüketilmelidir.

Toz Acı Biber: Yemeklerinizde toz acı biber kullanıyorsanız büyük olasılıkla günlük olarak almanız gereken E vitamini fazlasıyla alıyorsunuz demektir. Çünkü 1 çay kaşığı acı biber günlük E vitamini ihtiyacının %4’ünü kaşılar.

A vitamini, K vitamini, B6 vitamini açısından da zengin olan kırmızı toz biber aynı zamanda, demir, magnezyum, potasyum, bakır, manganez mineralleri de içerir.

Tuz tüketimini kontrol altında tutmaya çalışanlar toz acı biberi dikkatli tüketmelidir çünkü toz biberin sodyum oranı yüksektir.

Badem: 100 gram badem günlük E vitamini ihtiyacının yaklaşık 1.5 katını karşılar. Çok az miktarda kolesterol ve sodyum içeren bademin diğer besin değerleri ise şu şekilde: 100 gram badem günlük demir ihtiyacının %21’ini, kalsiyum ihtiyacının %26’sını, folat ihtiyacının %12’sini, magnezyum ihtiyacının &67’sini, fosfor ihtiyacının ise %48’ini karşılar.

Aynı zamanda potasyum, bakır, çinko, manganez ve selenyum mineralleri bakımından oldukça zengindir. Aynı miktarda badem 575 kalori içermektedir.

Çamfıstığı: Fıstık çamının kozalak biçimindeki meyvesinden çıkarılan sert kabuklu, yağlı ve nişastalı tohum olan çamfıstığının 100 gramı, günlük E vitamini ihtiyacının yarısını karşılar.

Yüksek kalori değeri nedeniyle (100 gram 673 kalori) diyet listeleri için pek uygun olmayan çamfıstığı; K, B6, folat, C, A vitaminleri ile kalsiyum, demir, bakır, çinko, manganez, potasyum, fosfor mineralleri bakımından zengindir.

Yerfıstığı: 100 gram yer fıstığı günlük E vitamini ihtiyacının %35’ini karşılar. Aynı miktarda yerfıstığının kalori değeri ise 599’dur.

Niasin, folat ve B6 vitamini bakımından zengin olan yerfıstığı, yüksek değerlerde kalsiyum, demir, magnezyum, fosfor, potasyum, sodyum, çinko, bakır, manganez ve selenyum içermektedir.

E Vitamini Bakımından Zengin Diğer Besinler
Kurutulmuş fesleğen
Kuru kayısı
Yeşil zeytin
Ispanak
Kulkas kökü
Buğday tohumu yağı
Fındık
Keten tohumu yağı
Mısır yağı
Kanola yağı
Brokoli
Soya fasulyesi yağı
Fıstık
Kivi
Mango
Domates
Kuşkonmaz

Önlemler
E vitamini genel olarak güvenli olarak kabul edilen vitaminler arasında yer almakla birlikte, kapsül ve vitamin takviyesi olarak günlük gereken miktarın 5-10 katı E vitamini almak hafif ve ciddi yan etkilere yol açabilir.

Aşırı E vitamini tüketimi, kanın normal sürede pıhtılaşmamasına neden olabilir. Bazı araştırmalar günde 300-800 IU ve üzeri miktarlarda E vitamini almanın beyin kanaması riskini %22 oranında arttırdığını ortaya koymaktadır.

Vitamin takviyesine ek olarak E vitamini kapsülü kullanmanın, bazı erkeklerde prostat kanserine neden olduğu yönünde raporlar bulunmaktadır.

Fazla E vitaminin hafif yan etkileri ise şu şekildedir: ishal, mide krampları, uykusuzluk, halsizlik, baş ağrısı, bulanık görme, kanama, mide bulantısı.

A Vitamini İçeren Yiyecekler

A vitamini, tek bir vitamin olarak algılansa da aslında bu doğru değildir. A vitamini, geniş bir grubun genel adıdır ve bu grupta yer alan tüm öğelerin sağlığa ayrı ayrı faydaları bulunmaktadır.

Hayvansal gıdalarda bulunan “retinoidler” (retinol, retinal, retinoik asit, retinil esterleri) ve bitkisel besinlerde bulunan “karotenoidler” (alfa-karoten, beta-karoten, gama-karaten, kantaksantin, delta-karoten, zeta-karoten, lutein, beta-cryptoxanthin, epsilon karoten, neoxanthin, violaxanthin, zeaksantin) A vitamini çatısı altında yer almaktadır.

Retinoidler ve karotenoidler sadece kimyasal olarak değil, vücuda faydaları bakımından da birbirinden ayrılır.

Bitkisel ve hayvansal kaynaklardan alınan A vitamini arasındaki farkı bilmek ve beslenmeyi buna göre düzenlemek, bu vitaminin sağlığa faydalarından tam anlamıyla yararlanmak adına önemlidir.

A Vitamini Çeşitleri
Retinoidler: Hayvansal gıdalardan alınan A vitamini “retinoid” olarak adlandırılır. Retinoidler, A vitamininin faydaları arasında sayılan güçlü bağışıklık sistemi ve inflamatuvar hastalıklardan korunmak için önemlidir.

Retinoid formlar gebelik, doğum, sağlıklı büyüme, gece görüşünün gelişmesini, kırmızı kan hücresi üretimini ve bulaşıcı hastalıklara karşı koruma sağlar. Bu hastalıklarla veya durumlarla karşı karşıya olmasak da hepimizin A vitamininin “retinoid formuna” ihtiyacımız vardır.

Karotenoidler: Bitkisel kaynaklardan alınan A vitamini “karotenoid” olarak adlandırılır ve retinoidler gibi sağlığa benzersiz faydaları bulunmaktadır.

A vitamininin “karotenoid formu” daha çok antioksidan ve iltihap önleyici özelliğe sahiptir.

Belirli karotenoidlerin sağlığa farklı faydaları vardır. Örneğin, retinamızda sadece “ksantofil lutein” ve “zeaksantin” karotenoidleri bulunmaktadır.

A vitamininin özellikle göz sağlığına faydaları ile ilgilenenler (örneğin, yaşa bağlı makula dejenerasyonu önlenmesi gibi) özellikle bu iki karotenoid bakımından zengin sebzeleri (ıspanak, lahana, pazı gibi) tüketmelidir.

Karotenoidin Retinoide Dönüşmesi: İlk bakışta A vitamininin karotenoid ve retinoid formlarını alabilmek için hem bitkisel hem de hayvansal besinler tüketmemiz gerektiği düşünülebilir. Bu, bazı durumlarda gerekli olmayabilir.

Çoğunlukla bitkisel kaynaklarda alınan karotenoidler vücut tarafından retinoide dönüştürülebilmektedir. Özellikle bitkisel besinlerden alınan alfa-karoten, beta-karoten ve beta-cryptoxanthin karotenoidleri vücut tarafından işlenerek hayvansal gıdalardan alınan A vitamini gibi kullanılabilmektedir.

Ancak bu dönüşüm genetik nedenler, düzenli alkol kullanımı, toksik kimyasallara maruz kalma, sindirim sorunları, yüksek dozda A ve D vitamini takviyesi kullanımı ve bazı ilaçlar ile olumsuz yönde etkilenebilir. Dönüşümün gerçekleşmediği durumlarda hem bitkisel hem de hayvansal gıdalardan A vitamini almak önemlidir.

A Vitamini Eksikliği Görülen Risk Grupları
Eğer hayvansal gıdalar tüketmiyorsanız, A vitamini bakımından zengin et ürünlerinden alacağınız A vitaminini karşılamak için gün içinde en az 5 porsiyon koyu yeşil yapraklı sebze veya turuncu/sarı renkte sebze ve meyve tüketmelisiniz.

Vücudun yağı işlemesine engel olan bir rahatsızlığı bulunanlar, uzun dönemde A vitamini eksikliği yaşayabilir. Çölyak hastalığı, Chrons hastalığı ve pankreasın düzgün çalışmaması bu hastalıklar, gıdalardan alınan yağın emilmesini önleyen hastalıklar arasında gösterilmektedir.

A vitamini eksikliğinde;
Gece körlüğü
Gece görüşünün azalması
Göz kuruluğu
Göz iltihapları
Kornea iltihabı
Cilt kuruluğu
Solunum yolu enfeksiyonları
İdrar yolu enfeksiyonları
Çocuklarda büyümenin yavaşlaması gibi belirtiler görülebilir.

Önerilen A Vitamini Tüketimi
Yaşa göre, günlük olarak tüketilmesi gereken A vitamini miktarları FNB‘dan (Food and Nutrition Board) alınmıştır.
0-6 Ay: 400 mcg
7-12 Ay: 500 mcg
1-3 Yaş: 300 mcg
4-8 Yaş: 400 mcg
9-13 Yaş: 600 mcg
14-18 Yaş: 900 mcg (Erkek), 700 mcg (Kadın
19-50 Yaş: 900 mcg (Erkek), 700 mcg (Kadın)
51 Üstü: 900 mcg (Erkek), 700 mcg (Kadın)
Gebelik: 770 mcg
Emzirme: 1300 mcg

A Vitamini İçeren Bitkisel Gıdalar
Aşağıdaki listede yer alan meyve ve sebzeler A vitamininin “karotenoid formu” bakımından zengindir ancak bu liste A vitamini bakımından zengin bitkisel gıdaların tam listesi değildir. Yüksek miktarda A vitamini içeren sebze ve meyvelerin tam listesini bir beslenme uzmanından alabilirsiniz.
Tatlı patates
Havuç
Ispanak
Kale
Kara lahana
Şalgam yeşillikleri
Bal kabağı
Marul
Kavun
Dolmalık biber
Domates
Kırmızı biber
Pırasa
Greyfurt
Yeşil bezelye
Kuşkonmaz
Yeşil fasulye
Brüksel lahanası
Kayısı
Maydanoz
Nane
Brokoli

A Vitamini İçeren Hayvansal Gıdalar
A vitamini bakımından zengin bazı hayvansal gıdaların tüketilmesi herkes için uygun olmayabilir. Örneğin ciğer en çok A vitamini içeren besinlerden biri olmasına karşın kolesterol oranı da oldukça yüksektir ve kolesterolü kontrol altında tutmaya çalışan kişilere önerilmez.

A vitamini bakımından zengin ve sizin sağlık koşullarınıza uygun beslenme programı için bir uzmandan yardım alabilirsiniz.
Keçi sütü
İnek sütü
Karides
Yumurta
Somon balığı
Pisi balığı
Peynir
Yoğurt
Morina balığı
Ton balığı
Tavuk eti
Sığır eti
Hindi eti
Koyun eti
Ciğer

Fazla A Vitamininin Yan Etkileri
A vitamini zehirlenmesi için uzun sürelerde çok yüksek miktarda A vitamini alınması gerekir ve gıdalar yoluyla alınan A vitamini için bu neredeyse imkansız bir durumdur. Ancak A vitamini veya genel vitamin takviyeleri kullananlar, düzenli olarak fazla miktarda vitamin takviyesi tüketirlerse bu durumla karşı karşıya kalabilir.

Günde, 3 yaş ve daha küçük çocuklarda 600 mcg, 4-8 yaş arası çocuklarda 900 mcg, 9-14 yaş arası çocuklarda 1700 mcg, 14-18 yaş arası çocuklarda 2800 mcg, 19 yaş ve üzeri yetişkinlerde ise 3000 mcg üzerinde alınan A vitamini zehirlenmeye yol açabilir

27 Mayıs 2017 Cumartesi

F- Şifalı Bitkiler

Fesleğen : Öksürüğü keser. Baş dönmesini durdurur. Arı sokmasında faydalıdır. Ağız yaralarını tedavi eder. Fesleğen kokusu, sivrisinek ve tahtakurusu gibi haşaratları kaçırır.
Fındık : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.

Funda ( Süpürge Otu) : Bâzı türlerinin dalları ipek böcekçiliğinde askı olarak kullanılır. Dalları çalı süpürgesi yapımında, ayrıca yakacak olarak kullanılır. Genel olarak idrar yolları taşlarına karşı idrar söktürücü olarak kullanılır. Funda ayrıca, ishal ve böbrek taşları tedavisinde kullanılır. Zeytinyağı ile hazırlanan merhemi çıban ve egzamada faydalıdır. Zayıflamak için de kullanıldığı bilinmektedir. 

E- Şifalı Bitkiler

Ebegümeci : Göğsü yumuşatır. Öksürük keser. Mide bulantısı ve kusmaları önler. Ateşi düşürüp vücuda rahatlık verir. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Dişeti hastalıklarını tedavi eder.
Eğir kökü : Rhizoma Calami aromatici Gaz söktürücü, terletici ve antispazmotiktir. Dahilen Prostat, haricen ise romatizma için kullanılır.
Eğreltiotu : Barsak parazitlerine karşı çok eski târihlerden beri kullanılmaktadır. Toz veya hulasa hâlinde alınır. Tavsiye edilen miktardan fazla alınmamalıdır.
Elma : Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır. Enginar : Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikler..



D- Şifalı Bitkiler

Dağçayı : Sideritis Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını kesici özelliklere sahiptirler.
Defne : Terletir, ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrar ve adet söktürür. İştah açar. Sinir ağrılarını dindirir
Defne yağı : Lauri expressum Romatizma ağrılarını dindirici ve vücut parazitlerini öldürücüdür. Ayrıca, saç dökülmesini de önler.
Defne yaprağı : Folium Lauri Terletici, antiseptik ve midevi etkilere sahiptir.
Demirhindi : Pulpa Tamarindorum Müshil ve müleyyin bir etkiye sahiptir. Hiçbir tahriş edici etkisi yoktur.
Deniz Kadayıfı : Solunum ve hazım sistemi nezlelerini giderir. Vücudu besleyici olarak da kullanılır.
Deniz Yosunu : Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddelir içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.
Dereotu : Bitkinin kullanılan kısmı meyveleridir. Meyveler eylül sonunda toplanır ve gölgede kurutulur. Meyvelerinde sâbit ve uçucu yağ, pektin ve azotlu bileşikler vardır. Meyveler yatıştırıcı, mide ve bağırsak gazlarını önleyici olarak kullanılır. Hazımsızlık ve hıçkırığa tesiri iyidir. Yaprakları da yemek ve salatalarda kullanılır.
Deve çökerten : Fructus Tribuli Taş düşürücü, idrar söktürücü ve kuvvet verici olarak kullanılmaktadır.
Devedikeni : Bu dosyayı değiştirmemek kaydıyla paylaşabilirsiniz. Ateş düşürür. Terletir ve vücuda rahatlık verir.
Domates : Kanserden koruyucu ve yaşlanmayı zihinsel ve bedensel olarak yavaşlatıcı bir sebze. C ve E vitaminleri içerir. Domates zengin bir potasyum kaynağıdır ve çok az miktarda tuz bulunur. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur ve vücudun su tutmasını engeller. Kalp hastalıklarına ve prostat kanserine karşı etkili. 'Beta karotin'e yakın olan likopen içeriyor. Likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan maddeler arasında yer alıyor. Araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini azalttığını gösterdi. Haftada en az iki kez domates yiyen erkeklerin, diğerlerine oranla prostat kanserine yakalanma riskleri az
Dut : Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.
Dut meyvası : Fructus Mori nigri Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.
Düğün Çiçeği : Kavak merhemi ile birlikte hâricen basura karşı verilmektedir.

C,Ç- Şifalı Bitkiler

Ceviz : Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti.
Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor:
• Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar.
• Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir.
• Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir.
• Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir.
• Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar.
• Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.
Ceviz yağı : Juglandis regiae Müshil ve safra artırıcı olarak kullanılır.
Civan Perçemi (Binbir yaprak otu, Kandil Çiçeği) : Bitkinin kullanılan kısmı, yapraklı ve çiçekli dallarıdır. Dallar ve çiçekler henüz tamamen açılmadan toplanır ve gölgede kurutulur. Bitkinin bu kısımları uçucu yağ, sabit yağ ve acı glikozit maddelerini ihtiva ederler. Kuvvet verici, uyarıcı, idrar ve gaz söktürücüdür. İçersindeki Sincolden dolayı antiseptik, balgam söktürücü ve midevidir. Yara iyi edici bir özelliği vardır. Basurda sulu hulasası fitil halinde verilir.
Çakşırotu kökü : Ferulae meifoliae Cinsel kudreti artırıcı olarak etkilidir.
Çamfıstığı : Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.
Çamsakızı : Terebenthina Communis Solunum ve idrar yolları hastalıklarında kullanılan etkili bir antiseptiktir.
Çamtere-Bentin yağı : Oleum Terebinthinae Neft yağı olarak da tanınır. Hari- cen romatizma ağrılarını giderici ve saçları besleyici olarak kullanılır Çarpıntıları keser, migreni keser.İdrar ve adet söktürür.
Çekem : ibrahimsaracoglu.org – Bu dosyayı değiştirmemek kaydıyla paylaşabilirsiniz. Fructus Visci albi Kabız, idrar artırıcı, kusturucu, kuvvet verici ve tansiyon düşürücü etkileri vardır. Romatizma ağrılarında kullanılır.
Çemen : Balgam söktürür. Vücuda rahatlık verir.
Çiğdem (Mahmur Çiçeği) : Bitkinin kullanılan kısmı tohumları ve yumrusudur. İdrar söktürür, Kabızlığı giderir. Kesinlikle tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır. Çiğdem tohumu ve yumrusundan hazırlanan preparatlar uzun zamandan beri damla hastalığına karşı kullanılmaktadır. Daha çok ziraatta kullanılır.
Çilek : Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.
Çörekotu : İştah açar. Vücuda kuvvet ve dinçlik verir. Hazmı kolaylaştırır. Mide ve bağırsak gazlarını söker. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.
Çörekotu yağı : Nigellae sativae Haricen saç dökülmesi ve kepeğe karşı kullanılır.

Çöven kökü : Radix Saponariae albae Tedavide nadiren kullanılır. Bilhassa tahin helvası yapımında kullanılır. İdrar ve balgam söktürücüdür.

B- Şifalı Bitkiler

Badem : Aci bademin uçucu yagi, iyi bir koku ve tat giderici (balik yagina ilave edilir) ve hafif bir dezenfektandir. Badem tohumlari, badem surubu hazirlanmasinda kullanilir. Çocuklar için iyi bir müshildir. Kremlerin terkibine girer. Meyve kabugu halk arasinda bogaz agrilarina karsi kullanilmaktadir.
Badem : Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.
Badem yağı : Oleum Amygdalae Dahilen müshil, haricen yumuşatı- cı ve yara iyi edici olarak kullanılır.
Bakla : İdrar yollarını temizler. Böbrek ağrılarını dindirir. Böbrek iltihaplarını giderir. Böbrek kum ve taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.
Baldıran ( Ağuotu) : Nemli yerlerde yetişen, 1-2 metre boyunda zehirli bir bitkidir. Ev ilaçlarında kullanılmaz. Tıpta, özellikle dişçilik alanında kullanılır. Ağrı kesici, spazm giderici ve siyatik, tetanoz ile epilepsi hastalıklarinin tedavisinde kullanılır.
Balıkotu : Fructus Cocculi indici Dahilen kurt düşürücü, sara nöbetlerini azaltıcı olarak kullanılır. Tehlikeli bir drogdur.
Bamya : Meyvesi beş bölmeli,tohumları yuvarlak ve yeşilimtrak gri renkte bir sebze. Faydalı bir sebzedir. Yaş veya kuru olarak sarf edilir. Konserveleri de yapılır. Meyveleri müsilajlıdır. Kabızlık tedavisi ve barsakların düzenli çalışması için faydalıdır.
Bamya çiçeği : Flos Hibisci Dahilen göğüs yumuşatıcı, lapa halinde haricen çıbanları olgunlaştırıcıdır. Kabızlığa karşı etkili ve zararsız bir drogdur.
Banotu : Yumuşak tüylü, otsu bir bitki. Gavur haşhaşı adıyla da bilinmektedir. Meyve çok tohumlu ve bir kapakla açılıp tohumlarını saçan bir kapsüldür. Altı türü vardır. (Siyah Banotu) ile (Mısır Banotu) tedavi sahasında kullanılır. Mısır Banotu Malatya civarında bulunmaktadır. Bilhassa alkaloit endüstrisi için önemlidir. Siyah Banotu hemen hemen bütün Anadolu ve Trakya’da bulunur. Meyvaları çanak yapraklar tarafından sarılan, kapak ile açılan bir kapsüldür. Bu kapsül içinde gri esmer renkli, üzerinde küçük çukurcuklar bulunan çok miktarda tohum bulunur. Bitkinin kullanılan kısmı; yaprakları, kökü ve tohumlarıdır. Yapraklar, bitki çiçekli iken toplanır ve kurutulur. Tohumlar tamamen olgunlaştıktan sonra alınır, güneşte ya da 40-50 derecelik fırınlarda kurutulur. Kuvvetli bir uyuşturucu ve ağrı kesicidir. Bazi müshillerin tesir edebilmesini kolaylaştırır. Bilmeden kullanıldığında zehirlenmelere sebeb olan bir bitkidir.
Besbase : Rhizoma Polypodii Müshil, safra ve balgam söktürücü ve kurt düşürücü etkilere sahiptir.
Bezelye : Taze ve donmuş olarak kullanılabilen bezelye B1, C vitaminleri, protein, lif ve folik asit içerir. Sinir sisteminde sorunları olanlara tavsiye edilir.
Biberiye ( Kuşdili otu) : 1-2 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen bir bitki.Kuşdili olarak da bilinir.Yapraklar ve çiçeklerinden uçucu yağ, tanen, acı maddeler, organik asitler ve glikozit elde edilir. Mide ve barsak uyarıcısı, idrar söktürücü ve safra artırıcı etkisi vardır. Uçucu yağ, uyarıcı olarak haricen kullanılır. Ayrıca hazımsızlığı giderir.
Biberiye yağı : Oleum Rosmarini Haricen romatizma ağrılarını dindirici olarak kullanılır. Boru çiçeği ( çan çiçeği ) : Nefes darlığı , bronşit ve astımın sebep olduğu rahatsızlıkları giderir.
Böğürtlen : Dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemis yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur.Meyva birçok meyvanın oluşturduğu bileşik küre biçimindedir. Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır.
Brokoli : Kansere karşı bizi koruyan ve ömrümüzü uzatan müthiş bir sebze. Çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine birebir. Mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, vitamin deposudur. Brokoli tutkunlarında ender olarak bağırsak ve akciğer kanseri görülür, kalp dolaşım hastalıklarına da pek fazla rastlanmaz. Kadınlarda göğüs kanserini önler. Göğüs kanserine ve spinabifida hastalığına karşı etkili. Brokoli bol miktarda, göğüs kanseri riskini azaltan 'indole' adlı bir madde içeriyor. İndole, göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını engelliyor. Ayrıca brokolinin diğer bir özelliği de, spinabifida hastalığını (doğuştan belkemiğinde son omurun kapanmamış olması) önlemesi.

Buğday : Lifli gıdalar sağlıklı bir beslenmenin temelidir. Buğdayın dış kabuklarından elde edilen kepek de, genellikle mısır gevreği türü yiyeceklerle tüketilir. Kepekli buğday unundan yapılan kurabiye vb. bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar ve kabızlığı önler. Buğday tanesinin özü olağanüstü besleyicidir. Vücudun özümsediği kalsiyum, demir ve çinko burada depolanır. Besin değeri, potansiyel olarak yulaf ve mısırdan daha yüksek olan buğday, bağırsak ve rektum kanserini önleyici faktörler içerir. Ama, yulaf ve mısıra kıyasla sindirimi biraz daha zordur.

19 Mayıs 2017 Cuma

Ahlat (Yabanarmudu)

Ahlat bitkisinin faydaları nelerdir ?
Ahlat bitkisi neye iyi gelir, nasıl hazırlanır, nasıl içilir, özellikleri nelerdir, kürü nedir, ne kadar sürede kullanılmalıdır ? Ahlat bitkisi hakkında sizin için topladığımız bilgiler aşağıdaki gibidir. Tüm sağlık sorunlarınız için öncelikle doktorunuza başvurunuz. Alternatif tedavi yöntemleri için doktorunuzdan tavsiye alınız ve doğal ürünleri bilinçli, doktorunuzun belirttiği şekilde tüketiniz.
AHLAT AÇIKLAMA 1
Gülgillerden; kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir.
Faydası:
Meyveleri, ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında da filizleri dövülüp, konur.
Ahlat Böyle değil midir atasözlerimizden biri?
Sadece ahlâtın mı, balın, armudun iyisini de onlar yer. Dağlarda gezinen ayılar hiç aç kalmasa gerek.Onlar için pek çok yabani meyve var doğada. Sadece ayılar mı, diğer hayvanlar, börtü böcek de yararlanır bu meyvelerden. Çoğu dikenli, çalı görünümündeki ağaçlar ilkbaharda çiçeğe bürünür, Aynı aşılı akrabaları gibi.Yine bir Bodrum anısı geliyor aklıma. Kuş gözlemeye. Milas yolundaki Gölün kıyısına gittiğinizde bir ahlât ağacı çıkmıştı karşımıza. Ne güzeldi Üzerindeki gelin saflığındaki çiçekleriyle.
Güvenmediğinden gelene geçene, Dikenlerini uzatmıştı uzatabildiğince. Bir köylü karıkoca geçti ben ahlâtın Çiçeklerini koklarken. Merak ediyor, onlar ne diyor ahlâta diye, sorup 'çöğür' yanıtı alıyorum. O çiçekler bütün diğer meyve ağaçlarında olduğu gibi Dökülüp yerini meyvelere bırakacaklar. Ahlâtlar da püfür püfür esen yelin Tadını çıkara çıkara büyüyecek kırlarda. Çobanlarla yürüyüşe gelenlere çerez olacaklar bir sonbahar günü. Eğer kuştan, böcekten kalırsa, köylü toplayıp kurutacak ahlâtı. "Yaban armudunun, yani ahlâtın ilk önce Zağros yörelerinden Kafkasya'ya uzanan alanlarda görüldüğünü, halk arasında da bu tür armudun ahlât olarak aldığım" söylüyor Dr. Cemşit Bender.
Ahlât adının ise Yunancadan geldiğini söylüyor Evelyn Kalças. Magrice Messegue armudun Eski Mısır'da bilinmediğini, Yunanlıların da diğer Avrupa topluluklarından daha sonra tanıştığını söylüyor armutla. Oysa Homer Odysse'de bahsediyor Armuttan, ahlâttan. Evliya Çelebi'nin de dikkatini çekmiş ahlât. İstanbul’daki Kavak'ın (Rumeli Kavağı sanırım) ahlâtının meşhur olduğunu Yazmış İstanbul gözlemlerinde. Erzurum'da 'yer yer kış elması ve ahlât armudu' olduğunu kaydetmiş, Sofya'yı anlatırken "aşağı derelerinde kestaneVe ahlât, göğem, muşmula ve övez vardır" demiş, ama bu işi bir garip bulmuş Evliya. Süleyman Dingil Antalya'yı dolaşırken tuttuğu notlarda "büyük ovayı geride bırakıp Serinhisar'a yaklaşırken ve geçince sağ taraf ve soldaki yamaç, Binlerce armut ağacının kapladığı alandır. Yaban armudu, ahlâtlar, dikenli Çalılar gibi çıkan bu ağaççıklar budanır, aşılanır ve aşı armutları oluşturulur. İlkbaharda, Nisan-Mayıs aylarında, kilometrelerce uzanan bu alan, Bembeyaz armut çiçekleriyle her tarafı bize karlı örtü gibi gösterir" demiş.
Kastamonu köylerinde ahlâttan tek başına pekmez yapanlar varsa da çoğunluk diğer yabani meyvelerle karışık olarak yapıyor ahlât pekmezini. Kışa saklanan bu pekmez sulandırılıp pilav, çörek, etli ekmek gibi yiyeceklerin yanında içiliyor veya lohusa kadınlara içiriliyor. Geçen ilkbaharda ziyaret ettiğim Kastamonu Günleri Şenliği'nde (İstanbul’da Fes hane’deydi) bir Kavanoz ahlât pekmezi almıştım. Kıyamadığım için azar azar yediğim bu Pekmez öyle lezzetliydi ki seneye yeniden alabilir miyim diye düşünmeden Edemedim. Arzuya göre şekerle karıştırılan ahlâtlardan hoşaf da yapılmakta. Kimi yerlerde de ahlâttan turşu yapıldığına dair bilgilere rastlanıyor. Galiba Hepimizin dağlara, kırlara açılıp biraz doğayı tanımaya ihtiyacı var. Çocukluğumuzda çok iyi bildiğimiz pek çok değeri unutmuş durumdayız Görüyorsunuz ya, ahlâtın yeri yabana atılır gibi değil, Yaban armudu olarak bilinmekle birlikte, meyvesi armuttan çok elmaya benzer ahlâtın. Alıçtan biraz daha büyük, olgunlaştığında kahverengiye dönen, Tatlı bir meyvedir. Türkiye'nin hemen tüm yörelerinde yetişen ahlât özellikle çocuklar ve Çobanlar tarafından toplanır, afiyetle yenir. Yenmeyenler ise kurutulduktan Sonra kışın hoşafa konur genellikle. Kastamonu'nun dağlarında çok miktarda ahlat olduğunu söyler Nail ve Özdemir Tan, 'Kastamonu'da Doğada Kendiliğinden Yetişen Bitki ve Meyvelerle Beslenme' başlıklı yazıda. 'İrili ufaklı birçok yabani armut türü yetişir' derler. Kastamonu'da ahlâttan pekmez ve kavut yapılırmış.
Kavut köylerde kış akşamları hala sevilerek yenen bir çerez olsa gerek:
  • Kavut (Kastamonu)
  • 250 gr kuru ahlât (veya armut)
  • 100 gr kavrulmuş buğday
  • 100 gr kavrulmuş mısır
  • 1/2-1 su bardağı pekmez
  • Aldığınca su
Ahlâtlar olgunlaştığında toplanır ve yıkanır. Bıçakla ikiye ayrılıp güneşte kurutulur. Bu ahlâtlar kavrulmuş buğday ve mısırla birlikte değirmenden geçirilerek un haline getirilir. Bu una pekmez katılır. Yumuşak bir hamur haline gelecek kadar su ilave edilip karıştırılır ve Kaşıkla yenir.
AHLAT AÇIKLAMA 2
Ahlat hemen her yerde yetişen beyaz ve siyah renkli bir bitkidir. Sıni ve Sicistani cinsleri bulunur.
Özellikleri ve Yararları
- Dikenli bir ağaç olan ahlatın meyvelerinden yararlanı1ır. Kendi kendine yetişir.
- Meyveleri kabız yapıcı bir özelliğe sahiptir.
- Filizleri, dövülürse, zehirli böceklerin sokmaları iyileştirir.
- Aç karnına yenmesi zararlıdır.
AHLAT AÇIKLAMA 3
Ahlat (Piraster, Pirus elaegrifolia, Wild pear-tree, Poirier sauvage, Şaxtôr)
Yaban armudu da denir. Gülgillerden, yabani olarak yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir.
Faydaları
Meyveleri ishal keser Zehirli hayvan sokmalarında, filizi ezilip yaraya sürülür.
AHLAT AÇIKLAMA 4
AHLAT (YABAN ARMUDU)
Arapçası: EI-İccôsu'l-Berrf, Kümmesra-i berri, Ahraz, cevzer
Latincesi: Pyrscommunis Rosaceae
Yetiştiği Yer ve Çeşitleri: Hemen her ülkede ve bölgede yetişir. Beyaz ve siyah olanı vardır. Ayrıca sını (Çin) ve Sicistôni cinsi vardır.
Kullanılan maddesi: Meyveleri
Tıbbi Özellik ve Faydaları: Dikenli bir ağaçtır.
a) Kendi kendine yetişir. Meyveleri kurutulup kullanılır ve olunca yenir.
b) Zehirli haşaratın sokmasında filizleri dövülüp üzerine konur.
c) Meyveleri ishali keser. Kabızlık yapıcıdır.
d) Kalbi kuvvetlendirir.
e) Aç karnına meyvesi yenirse zararlıdır.
AHLAT AÇIKLAMA 5
YAN TESİRİ: Kabızlık yapıcıdır. Taze ham ahlatın yenmesi zararlıdır. Fazla miktarda yenilmesi kalp sıkışması yapabilir. Aç karna yenmesi durumda kabızlık yapar. Olgun olmayan ahlatları hayvanlara da yedirmek aynı yan tesiri gösterir.
TELAFİSİ: Aç karnına yenmesi iyi değildir. Tok karına az miktarda yenir. Tavsiye bölümünde belirtildiği gibi kullanmak yan tesirlerini giderebilir.
ŞİFASI
1) İshal: ishal durumunda olgun (ermiş) ahlat yenir.
2) Zehirli Hayvan Sokması: Yaprakları ve filizleri dövülüp sokulan yere bağlanır. (Acele doktora gidilir.)
3) Kalp Kuvvetlendirici: Meyvesi yenmeye devam edilir. öğütülmüş ahlat yoğurtla karıştırılıp aç karına az miktarda yenir. Ahlat, ayva ile beraber hoşaf yapılıp yenmeye devam edilir.
4) Böbrek Çalıştırıcı: Ahlat tok karna az yenir yada kurutulup, öğütülmüş ahlat yoğurtla karıştırılıp aç karna az miktarda yenir.

5) Hararet Giderici: Ahlat hoşafı, öğütülmüş ahlatın yoğurtla yenmesi, ahlatla ayvanın beraber hoşafının içilmesi harareti teskin eder.